Etiket arşivi: çalışanmutluluğu

Toksik Başarı Sendromuna Yakalanmış Olabilirsiniz!

  • Kendiniz dışındaki çalışanları başarılı bulmuyor ve beğenmiyor musunuz?
  • İnsanların işlerini iyi yapmadıklarını ve yetersiz olduklarını mı düşünüyorsunuz?
  • Evde, işte, tatilde, gittiğiniz her yerde iş mi düşünüyorsunuz?
  • Başkalarının fikir ve önerilerini aptalca, gereksiz ve yetersiz buluyor musunuz?
  • Size söylenenlere inanmakta zorlanıyor ve çoğunlukla yalan söylendiğini düşünüyor musunuz?
  • İnsanlara güvenmekte zorlanıyor musunuz?
  • İnsanları sıkı denetleme ve kontrol etme isteği duyuyor musunuz?
  • Fırsat olsa mesai saati dışı, hafta sonu ve izin demeden 7/24 çalışır mısınız? Diğer insanlardan da hafta sonu, mesai saati dışı ve izinlerde de çalışmasını bekler misiniz?
  • Yaşamınızda sevgiye yer veremeyecek kadar yoğun musunuz?
  • Başkalarıyla ilgilenemeyecek kadar meşgul musunuz?
  • Hiçbirşey için yeterli zamanınız yok mu?
  • Aileniz ve sevdiklerinizle zaman geçirmek için vaktiniz yok mu ve bu konuda isteksiz misiniz?

Bu sorulardan yarısından fazlasına cevabınız evet ise sizde başarılı insanların sıklıkla yaşadığı “Toksik başarı sendromuna” yakalanmış demektir.

Toksik başarı sendromu yaşayan kişiler duygularını geri plana iterler. Yoğun çalışarak başarıya ulaşma güdülerini ve dürtülerini kalplerinin paylaşılan ve anlamlı bir yaşam isteğinden üstün tutarlar.

Başkaları bu kişileri “kalpsiz ve duygusuz” olarak nitelendirir. Toksik başarı sendromu yaşayan kişiler duygularını dinlemezler, çalışma arkadaşlarının duygularını da dikkate almazlar.

Tüm enerjilerini başarılı olmaya verdikleri için çoğu zaman yalnız, kederli, mutsuz ve huzursuzdurlar. Strese bağlı kalp krizi yaşama olasılıkları çok yüksektir. Yorgun düşmek, tükenmek duygusuz ve durmaksızın çalışmanın sonucudur.

Beyinlerinin başarılı bir yaşamın nasıl olması gerektiğine dair çok çalışmakla ilgili sabit tek bir düşüncesi varken, kalpleri mükemmel bir yaşama ulaşmak için farklı farklı düşünceler üretir. Beyin hedeflere ulaşmak için başarıya odaklanmışken, kalp mükemmel bir yaşam için iyi niteliklere sahip olmak için tasarlanmıştır.

İyi bir beyne sahip olmak başarılı olmayı sağlayabilir ama iyi bir kalbe sahip olmak olumlu özelliklerle donatılmış mükemmel bir yaşam sürmeyi sağlar.

Tüm insanların beyni doğuştan işkoliktir, hiç durmaz, sürekli çalışmaya programlı bir yapıdadır. Başarılı olmak için çalışırken beynimiz en büyük yardımcımızdır. Mükemmellik yolunda bize yol gösteren ise kalbimizdir. Kalp insan vücudunda asla yaşlanmayan bir organdır. Bu kadar güçlü olan bir organ akıllıdır da… Hayatımızı beynimizin mi kalbimizin mi yöneteceğine karar veren ise kişiliğimizdir.

Başarılı olmak için beyin gücünü kullanmak sözünü sıklıkla duyarız oysaki kalbin yanında beyin çok güçsüzdür. Kalp beynin üçte biri ağırlığında olmasına rağmen beynin 140 milivolt enerji üretme kapasitesine karşın 5.000 milivolt enerji üretir. Kalbin yaydığı enerji bedenin dışına taşar ve herkese yayılır.

Seçim sizin…

Duygulara yer veren, keyifli, paylaşılan mükemmel ve mutlu bir yaşam mı?

Yoksa kişisel başarıya odaklanmış, beyin gücünü kullanıp kalp sesini dinlemeyen, kimseler beğenmeyen, yalnız bir yaşam mı?

Kalbiniz beyninize sakinleşip, insanlarla daha fazla ilgilenmesini, sakinleşmesini ve duyguları da dikkate almasını söylerken beyniniz bunları dinlemeyecek kadar çok meşguldür. Başarıya odaklanmış kendini beğenmiş beyin sürekli daha fazlasını isteyip çabalamak için bizi yönlendirir. Bu kısırdöngü ölene kadar devam eder…

Hergün birkaç dakikanızı kalbinize danışmaya ayırın. Sakin bir yerde oturun, rahatlatıcı bir müzik eşliğinde beyninizdekilerden çok kalbinizdekilerin farkına varmaya çalışın.

Unutmayın yaşamını ne olursa olsun sadece kişisel başarıya odaklamış kişilerin her zaman bir riski var;

Yalnız kalmak…

Yalnız yaşamak…

Yalnız ölmek…

Tercih sizin…

Tutku Eken Başarı Biçer!

Global danışmanlık firması Deloitte tarafından hazırlanan rapora göre, çalışanların %88’i işlerinden memnun değil ve tutkuyla çalışmıyor. İnsanların sadece %12’si iş yerinde tutku ile çalışıyor.

Bu analize göre çalışanların %88’i sadece para kazanmak için çalışıyor. İşlerinden memnun değil, hergün ayakları geri geri giderek işe gidiyor. Belki bu yazıyı okuyan siz de onlardan birisiniz!

Mezun olduktan sonra işe başlayan bir kişinin emekli olana kadar hayatının %80’i çalışarak geçerken tutkusuz, mutsuz olmak hayatının tüm alanlarına da olumsuz etki ediyor. Tutkusuz bir çalışma yaşamı tatsız tuzsuz bir yemek gibidir. Açlığımızı gidermek için yeriz ama zevk almayız aynı tutku olmayan bir iş gibi…

İşte tutkulu olmak mümkün mü diyeceğinizi tahmin ediyorum. Veya genç yaşlarda ilk işe başladığımda tutkuluydum ama geçen yıllarda ne tutku kaldı ne istek dediğinizi… Veya iyi bir maaş alsam tutkuyu görürdünüz bende! Tüm bunlar efsaneye dönüşmüş bahaneler aslında…

Steve Jobs’un dediği gibi;

“Harika işler yapmanın tek yolu, yaptığınız işi sevmektir.”

Çalışmak para kazanma amaçlı yapılan bir faaliyet, tutku ise yaparken zevk aldığınız bir faaliyettir. Birbirinden farklı tanım ve kapsamlara sahip olsalar da tutku ve çalışmak birbiriyle paralel ilerleyen iki kavramdır. Sadece para kazanmak için çalışmayı seçerseniz tutkuya ulaşmanız zorken, tutkulu olmayı seçerseniz işinizde mutlu olabilir aynı zamanda para da kazanabilirsiniz.

Kariyerinde yükselmek, terfi almak, başarılı olmak… istiyorsanız öncelikle tutkuyla yapacağınız bir işe sahip olmalısınız.

Tutku çalışma hayatı için neden önemli?

Tutkunuzu işinizle birleştirerek ne kadar tutkuyla çalışırsanız o kadar başarılı olursunuz ve yaptığınız işten keyif de alırsınız.

Çalışanlarının tutku olması hem kişiye hem de kuruma birçok fayda sağlar;

  • Tutkulu çalışanlar sahip oldukları kapasiteyi performansa yüksek oranda dönüştürerek başarılı olur.
  • Çalışmayı sevdikleri için işe devamsızlık oranları düşüktür.
  • İşlerini geliştirmek için daha yaratıcı davranırlar.
  • Kurumlarına daha bağlıdırlar.
  • İşi sahiplendikleri için otokontrol ve özyönetim becerileri gelişmiştir.
  • Stres ve mutsuzluk oranları düşük, motivasyonları yüksektir.
  • Tutkulu çalışanların enerjisi bulaşıcıdır, diğer çalışanlara da bulaşır.

Peki siz ne kadar tutkulu bir çalışansınız?

İşinizi tutkuyla yapıp yapmadığınızı anlamak için Nancy Anderson’un “Work with passion” kitabındaki bilgilerden yararlanarak kısa bir test hazırladım. Bu sorulara “Evet” cevabını veriyorsanız, TEBRİKLER SİZ TUTKULU BİR ÇALIŞANSINIZ!

  1. Karşılığında para almasanız da işinizde çalışır mısınız?
  2. Yalnızca verilen görevi yerine getirerek sonuçlara değil işinizde ustalaşmaya da çalışıyor musunuz?
  3. İşinizi yaparken yönetici denetimine gerek olmadan disiplinle ve otokontrolle çalışıyor musunuz?
  4. Çalışırken zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyor musunuz?
  5. Hedeflerinizi gerçekleştirmek için “olduğu kadar” anlayışında değil mükemmeliyetçi davranıyor musunuz?

İşteki tutkuyu “ne ekersen onu biçersin” sözüyle bütünleştiriyorum. Tutku eken, başarı biçer!

Başarılı ve kazançlı bir işe sahip olmak istiyorsanız elinizden gelenin en iyisini yapmanız ve yaptığınız işe tutkuyla bağlı olmanız önemli. Tutkuyla çalışan karşılığını er ya da geç alır!

Tutkusunu ateşleyenlerin başarı şansı çok daha yüksektir.

Yaşamda kendimize seçtiğimiz yollar geleceğimizi şekillendirir. Her konuda olduğu gibi tutkulu bir yaşam sürdürmek ya da hergün isteksiz ve tutkusuz bir şekilde işe gidip gelerek günlerin geçmesini bekleyerek yaşamak bizim kendi tercihimizdir…