Kategori arşivi: Mutluluk Yönetimi

Kişiyi Neler Mutlu Ediyor?

Kişiyi neyin mutlu ettiğine dair psikoloji ve davranış bilimleri alanında yapılan araştırmaların sonucunda psikolojik olarak kişiye esenlik sağlayan etkenler;

  • Kendini kabullenme
  • Başkalarıyla olumlu ilişkiler
  • Özerklik
  • Kişinin çevresi üzerindeki hakimiyet
  • Yaşama amacı
  • Kişisel gelişim

Peki, bu etkenler ne anlama geliyor?

 

Para Mutluluk Getiriyor mu?

Paranın mutluluk getirip getirmediği yüzyıllardır tartışılan bir konu aslında. Şüphesiz daha yüksek gelire sahip olan bireyler temel ihtiyaçlarını karşılama, isteklerini satın alma gibi imkanlara sahip oldukları için düşük gelire sahip olan bireylere göre daha yüksek mutluluk seviyesine sahiptirler. Yüksek gelire sahip kişiler mutlu  ama ne kadar mutlu, bunu araşrırmakta fayda var;

 

Ed Diener ve meslektaşları tarafından Forbes’in en zengin Amerikalılar listesinden 100 kişiye ve birçok kıtadan birçok insan grubuna da uygulanan anket sonuçlarına göre net servetleri 125 milyon doların üstünde olan en zengin Amerikalıların mutluluk seviyeleri rastgele kontrol grubunun biraz üstünde çıkmıştır. Zengin listenin %37’si ortalama bir Amerikalıdan daha düşük mutluluk seviyesine sahiptir.

Yapılan araştırmalara göre şiddetli yoksulluk insanları kesinlikle mutsuz kılarken, büyük bir zenginlik kişinin kendisini iyi hissetmesine çok fazla katkıda bulunmaz. Kişiler maddecileştikçe daha mutsuz olmaktadır.  Enmutlu kişiler ise hep iyi dostlara sahip olanlardır.

Erkekler mi Kadınlar mı Paradan Daha Mutlu Oluyor?

Bu konuda yapılan araştırmaları birlikte değerlendirdiğimizde aşağıdaki sonuçlara ulaşıyoruz;

  • Gelir ve mutluluk arasında erkekler için ilişki varken kadınlar için ilişki yoktur.
  • Evli eşlerden erkeklerin düşük geliri depresyon ile ilgiliyken kadınlarınki değildir.
  • Bekar kadınlar için düşük gelir depresyonla ilgili iken evli kadınlar için değildir.
  • Yüksek gelir elde etmek ve korumak beraberinde daha çok vakit harcama, boş vakitlere ve sosyal ilişkilere az zaman ayırma gibi bir çok dezavantajı beraberinde getirir. En önemlisi de “Hassal Çark” denen zengin insanların koşullarına uyarlamaya, beklentilerini ve arzularını yükseltmeye zorlayarak mutluluğa zarar verir ve içinde bulundukları şartlarda mutlu olmalarını zorlaştırır.
  • Her ay maksimum 5000 dolar kazanmanın bir birey için yeterli olduğu ve bu miktardan daha çoğunun mutluluğu artırmada az etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yıllık fazladan kazanılan 10.000 dolar mutluluk düzeyini sadece %2 yükseltecektir.

Yaşlandıkça Mutluluğumuz Artıyor mu?

İnsan doğduğu andan itibaren her yaş evresinde farklı farklı isteklerini gerçekleştirerek esasında mutluluğu arar. Mutluluğu etkileyenen önemli kriterlerden birisi yaştır. Yaş ve mutluluk arasındaki ilişkiyi inceleyen birçok araştırma yapılmıştır.

Okul bitirme, iş sahibi olma, evlilik, çocuk, ev alma ve refah bir hayata sahip olma çabalarıyla geçen gençlik yılları göz önüne alındığında daha yaşlı insanların hayatta daha çok şey başarması ve düzenli bir gelire sahip olmaları gibi nedenlerle daha mutlu olduklarını ifade eden birçok araştırma vardır. Başka bir görüşe göre de yaş ve mutluluk arasında “U” şeklinde bir ilişki mevcuttur. Yani mutluluk gençken en yüksek, 30 ya da 40 yaşlarda en düşük ve sonra tekrar yükselen bir değere sahip olmaktadır. Bunun yanında hastalıkların ilerleyen yaşlarda bireysel mutluluğu etkilediği ve kişileri depresyona soktuğu, bunun yanında pozitif duygulara sahip ve mutlu olan bireylerin hastalıklarla başa çıkmada daha başarılı oldukları, kanser, diyabet vb. kronik hastalıklar karşısında bile mutluluklarını koruyabildikleri bulgularına ulaşılmıştır. Eşleri ve yakınlarını kaybeden yaşlılarda ise mutluluk azalmaktadır.

Yaş ve mutluluk arasındaki ilişkiye yönelik araştırmacılar tarafından bir fikir birliği sağlanamamasına rağmen kesin olan şu ki; her ne yaşta olursa olsun mutluluk kişiyi hem ruhsal, hem fiziksel hemde sağlık açısından pozitif yönde etkiliyor. Hatta mutlu insanlar kronik hastalıkları yenmede bile daha başarılı!

Mutlulukların artması dileğiyle…

Mutlu İnsan Daha Çabuk İş Buluyor…

Mutluluk basit, günlük olayların, insanların veya durumların keyfini çıkarmak için sarf edilen çaba ile bağlantılı olan sürekli bir süreçtir. Günlük küçük sevinçler, kişisel hedeflerin izlenmesi, bir anlamlılık anlayışının geliştirilmesi, yakın ilişkilerin yaşanması ve kişinin kendisini başkalarının yaptıklarıyla değil kendi yaptıkları ile ölçmesinden mutluluk oluşur. Piyango kazandığı için çok sevinen bir kişinin çocuğu olduğunda yaşadığı mutlulukla kıyaslanamaması örneği bu durumu açıklamaktadır.

Peki, kişiyi neler mutsuz eder?

Kişilerin mutluluk seviyesine uzun süreli olumsuz etki eden tek yaşam deneyimi bir eşin ölümü ve uzun süreli işsizliktir. Yapılan araştırmalar bu gibi sorunlar yaşandığında önceki mutluluk seviyesine dönmenin yaklaşık 5-7 yıl süreceğini öne sürmektedirler. 130000 den fazla birey 10 yıl boyunca takip edildiğinde, 1 yıldan daha uzun süre işsiz olan erkeklerin önceki mutluluk seviyelerine geri dönemedikleri sonucuna varılmıştır.

İşsizliğe bağlı mutsuz olan kişi hep mutsuz mu kalıyor yoksa mutsuzluğa alışııyor mu?

Krause (2013) tarafından işsizlik ve mutluluk arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla 2 yıl süresince yapılan araştırmada işsizliğin mutluluk üzerinde “u” şeklinde bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.  Yani işsizlik mutsuzluk seviyesinde öncelikle ani bir düşüşe neden olmakta ama zaman ilerledikçe kişi işsizlik durumuna alışmaya başladığı için mutluluk seviyesi de yavaş yavaş eski haline dönmektedir. Sadece erkeklerde işsizlik mutluluk seviyesi üzerinde daha fazla bir etkiye sahiptir. Bunun nedeni de erkeklerin aile babası olarak para kazanma ve ev geçirme sorumluluğunu üzerlerinde hissetmeleridir.

Bu araştırmada elde edilen çarpıcı diğer  sonuçta, mutlu insanların iş bulma olasılığının daha yüksek olduğu ve iş bulma sürelerinin de daha kısa olmasıdır. Yani, mutluluk insanın iş bulma süresini kısaltan, iş bulma olasılığını ise arttıran en önemli etken olarak karşımıza çıkıyor.

Gülümsemek Mutluluğu Arttırıyor mu?

Gülüsemek ve mutluluğun arasında bir bağlantı olup olmadığı yıllarca tartışılan bir konu esasında…

Peki, gülümsemek mutluluğu arttırır mı?

Kişiler gülümsediğinde iyi hissetmelerini sağlayan bir nörotransmitter olan seratonin salgılarlar. Gülümseyen insanlar ve de onların gülümsediği kişiler kendilerini daha mutlu hissederler. Güleryüzlü olmak bir alışkanlık halinde geldiğinde ise kişinin hayatındaki mutlu anlar akışı sağlar ve mutluluk seviyesinin kalıcı olarak artmasına sebep olur.

Mutluluğun diğer bir sembolü olan kahkaha da seratonin ve endorfin salgılanmasını sağlar. Araştırmalara göre bu salgılar bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun toksinleri atmasına yardımcı olur. Bu da çok kahkaha atan kişilerin daha iyi bir sindirim sistemine sahip olacağı, daha az soğuk algınlığı ve grip yaşayacakları anlamına gelir. Aynı şekilde mutluluğu artıran etkenlerden biri olan egzersiz yapan kişiler kaslarını kullanırken adrenalin salgılar. Adrenalin uyanıklığı ve enerji salınmasını artırır. Egzersiz tamamlandığında ise kaslarda bir rahatlama ve memnuniyet hissi yaratan endorfin salgılanır.

Sonuçta ne kadar çok gülümsersek o kadar mutlu ve sağlıklıyız demek ki…

Bu durumda ne duruyoruz küçük bir gülümseme ile mutluluğun kapılarını açalım hemen!

Mutluluk Nedir?

Uzun zamandır görmediğimiz bir arkadaşımıza rastladığımızda genellikle ilk sorulan soru “Nasılsın?” olur. Bu soruya cevap vermeden önce sağlımızı, parasal durumumuzu, çalışıyorsak işimizin bizi tatmin edip etmediğini, çevremizle olan ilişkilerimizi yani hayatımızın farklı alanlarının genel bir değerlendirmesini yaparız. Bu değerlendirme sonucuna göre iyi olup olmadığımız cevabını veririz. Ahlak felsefesinin temelinde mutluluk, mutlak iyi olma hali vardır. Bireyin mutluluğu kendisi için iyi olanı belirtirken, kişiden kişiye iyinin anlamı değişiklik gösterebilir. Ama arzu edilen amaç aynıdır, mutlak iyiyi yakalamaktır.

Mutluluk ya da öznel iyi olma, bireyin yaşamına dair olumlu düşünce ve duygularının miktarca üstünlüğü yani bireylerin yaşamlarından aldıkları doyum ve olumlu duyguların toplamıdır. Öznel iyi olma konusunda ilk doktora tezini 1960 yılında yapan Warner Wilson 1967 yılında Psychological Bulletin’de yayınlanan “Correlates of Avowed Happiness” isimli çalışmasında ilk kez mutlu bir kişinin genel profilini belirleyerek saptamasını yapmıştır. Saptamasına göre, en avantajlı durumda olan kişi en mutlu olandır.

Mutlu olmak insanların yaşamlarında ulaşmak istedikleri en önemli amaçlardan biri olduğu için pek çok bilimsel disiplin alanı bireylerin amaçlarına ulaşmalarını kolaylaştırmak amacıyla bu konuyla ilgilenmektedir Mutluluk konusuna katkıda bulunan en önemli araştırmacılardan biri de takma adı “Dr. Mutluluk” olan Illinois Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Ed Diener’dır. Diener’ın 1650’nin üzerinde, ölçek geliştirdiği çalışmalarıyla, 2500’ün üzerinde atıf almış ve yazının kilometre taşlarını oluşturmuştur. Mutluluğun pozitif psikolojide ele alınması öznel iyi olmanın irdelenmesi şeklinde olur. Günlük konuşma dilinde öznel iyi olmaya mutluluk denilmektedir. Yazında ise “mutluluk” terimi öznel iyi olma ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Mutluluk olgusu ve mutluluğa giden yol pozitif psikolojinin ilgilendiği en önemli konu olmanın yanı sıra felsefe ve sosyal bilimlerinde sonsuz ve en önemli sorunlarından birisini oluşturmaktadır. Bireylerin sürekli olarak mutluluğu yakalama, elde tutabilme ve arttırma için çaba içinde olması pozitif psikolojinin mutluluğa giden yolu açıklamaya çalışmasına neden olmuştur.  Peterson, Park ve Seligman’a göre hayattan zevk alıp olumlu duygular içinde bulunmak, yaşamın birey için anlamlı olması ve bireyin birşeylerle uğraşıyor olup zaman ve mekan bilincini yitirdiği anı ifade eden meşguliyet, mutluluğu sağlayan unsurlardır.

Pozitif psikolojinin öncülerinden Martin Seligman’a göre pozitif psikoloji güncel psikolojinin karşıtı değildir. Mutluluk da üzüntü, hüzün, keder, korku, öfke gibi duyguların olmaması anlamına gelmemektedir. Seligman’a göre pozitif psikolojinin iyimserlik (esnek optimizm) ve otantik (halis) mutluluk olmak üzere iki temel ayağı vardır. İyimserlik olumlu kognisyonların (kalıp düşüncelerin) ve olumlu emosyonların (kalıp duyguların) öğrenilmesi anlamını taşır ve asla Polyannacılık değildir. Otantik mutluluk hissi emek ve çaba ile elde edilebilen bir değerdir.

Pozitif psikolojiyle ilgili günlük hayattan bir örnek vermek gerekirse; kişiler tatilde olduklarında yaşadıkları birazcık engellenme veya sorun bile son derece yorucu görünür. Isıtan güneş, hafif esintili bir rüzgar kişinin tenini serinletirken güzel deniz ve lezzetli yemeklerle ve tabii ki kişiye eşlik eden beraberindeki kişilerle birlikte harika zaman geçirmektedir. Tam bu anda kişinin kaldığı odanın önünde yol tamiri başlayıp sabahtan akşama kadar gürültü olduğunda tatilin tüm neşesi uçup gider. Kişinin öfkesi kişiyi tüm tatilini mahvetmekle tehdit eder. Bu duygu yaşandığı anda kişinin derin ve farklı düşünce becerisi varsa krizi yönetebilecektir. İşte böylesine derin düşünce ve güçlü duygusal destek ancak pozitif psikoloji ile öğrenilerek kazanılabilir.

Herkesin içinde otomatik olarak mutlu olmak, anlaşılmak ve sevilmeye karşı bir istek olmasına rağmen ne psikolojide ne de psikiyatride mutlu bir hayata varmanın adımları halen çözülememiştir. Bu alanlarda sadece mutsuz insanlar incelenmiştir. Günümüzde mutluluk ne bir vaat ne de politik bir düşüncedir. Mutluluk artık insanların en doğal hakkı hatta görevi haline gelmiş durumdadır. Var olmak, mutluluğa erişebilmek ve mutluluğu yapılması gereken bir ödev olarak bellemek demektir. Ünlü bir seyahat acentesinin bir reklamında yer alan sloganda söylendiği gibi “Yeniden olmak, daha fazla olmak ve mutlu olmak demek. Hayat sadece yaşanmaya değdiğinde yani mutlulukla dolduğunda hayattır.

Mutluluk bilimi geleceğin bilimi olarak sistematize edilerek metodolojisi geliştirilmiş ve tanımlanmıştır. Bu nedenle psikolojik ve sosyal sermayenin tıpkı kaynak yönetimi gibi verimlilik ve sürdürülebilirlik ilkeleri temel alınarak üretilmesini ve tüketilmesini öğrenmeye başlamamız gerekmektedir.